Bollywood | Kaabil; Bu Dünyada Adalet Yok

Kaabil 2017 yapımı bir Hint filmi. Aksiyon ve dram türünde. Başrolde Jodhaa Akbar ve Guzaarish filmlerinden tanıdığım Hrithik Roshan yer alıyor ki bu iki filmde de Aishwarya Rai ile başrolü paylaşmıştı.

Kaabil filminin diğer başrol oyuncusu ise Yami Gautam adında genç bir oyuncu ki onu ilk defa bu filmde gördüm sanırım. Filmler ile ilgili konuşurken her zaman yapmaya çalıştığım gibi çok fazla sürpriz-bozan (spoiler) vermemeye çalışarak hakkında biraz bahsedeceğim. Filmdeki baş karakterler âmâ. Bir evlilik görüşmesi (buna görücü usulü diyelim) ile tanışıyorlar ilkin. Bu ikilinin yolları kesişiyor kesişmesine ama engelli bir şekilde  hayatı paylaşmanın sonuçlarını da beraber keşfediyorlar; hayattan kötü tecrübeler elde ediyorlar ve her ikisi de maalesef dünyanın acımasız gerçekleri ile baş başa bırakılıyor. Bu acımasız gerçeklerin en başında geleni ise: bozuk adalet sistemi.

Evlilikleri her masalın sonunda beklenen o happy ending dediğimiz mutlu sona ulaşmıyor maalesef. Aslında bu durumun, bize belki de iki âmâ insan evlenirse ne gibi problemlerle karşılaşabileceklerini, daha doğrusu bunun ihtimallerini yansıttığını söylemem gerekir, ancak ben onun yerine filmin bana öğrettiği şeyi söylemeliyim: Muhtaç insanlardan faydalanan çıkarcılar eylemlerini artık ne kadar ileri götürebilir ve kendi çıkarları uğruna neler yapabilirler? 

Olayların büyük bir çoğunluğunun Hrithik Roshan'ın canlandırdığı ana karakter üzerinde cereyan ettiği Kaabil adlı bu film her ne kadar intikam peşinde olan bir adamı anlatıyor gibi görünse de aslında dünyadaki çökük adalet sistemini gözler önüne seriyor.


Adalet; belki de bu dünya için belirlenmiş bir kavram değil. Haksızlar, haklı olanların hayatlarını alt üst ediyorlar; haksız olanlar devlet adına çalışanlara rüşvet vererek bir yerlere geliyor, arkasına devlet nezdinde belli bir statüye sahip kişileri alarak bir anda güçlü hale geliyorlar. Haklı olanlar ise haklarını alamadıkları gibi hem güçsüz bırakılıyor, hem de devletin karşısında suçlu konumuna düşürülüyorlar vs.

Bazı devlet büyüklerinin dahi kirli işlerini gizlemeye çalışarak belli konumlara yükseldiği bu dünyada hakiki anlamda iman edenlerin adaleti korumaya çalıştığı da bir gerçek. Yine de tamamıyla adalet sağlanmış olmayacak belki, ama Allah'a tevekkül ettiğimiz müddetçe vicdanlarımız da rahat olacak.

Tevekkül etmek, pasif kalmak anlamına da gelmiyor tabii. Ali İmran Suresi 159. ayeti kerimede Allah'ın buyurduğu gibi: "Bir işe başladığın zaman Allah'a tevekkül et!" O zaman tevekkül etmek nedir? Tevekkül etmek; eşeği sağlam kazığa bağladıktan sonra gerisini Allah'a havale etmektir. Bu durumda sınava çalışmadan Allah'a dua eden öğrencinin de pekâlâ bahane uydurmaya da hakkı yoktur, gibi. İyisi mi? Adalet sistemine küfredeceğine bir mum da sen yak.

1998 yapımı Enemy of the State (Devlet Düşmanı) adlı filmde de bir devlet adamının kirli işini gizlice kaydeden bir kaset söz konusuydu. Kaseti bulan, bulunduran, fark etmeden yanında tutan ya da kazara izleyen herkes sırf o mevki sahibinin kariyerini korumak adına imha edilmek üzere işaretlenmişlerdi. 2008 yapımı Eagle Eye (Kartal Göz) adlı filmde de her şeyden haberi olan, banka hesaplarına bile girerek kurbanlarını hiç fark ettirmeden kullanabilen gizemli bir güçten bahsediliyordu. Bu filmi uzun zaman önce izlemiş olduğum için ayrıntıları pek hatırlayamıyorum, ama iki filmde de biz normal hayatlarımızı sürdürürken sisler ardında saklanan ve kendi çıkarları için hiç düşünmeden insanları kobay haline çevirebilecek bazı güçlerin olduğundan bahsediliyor. Haksız ama güçlü olanların insanları yönettiği bir dünya görüyoruz.

Çarpık adalet sistemini konu alan başka bir film de 2013 yapımı Closed Circuit (Kapalı Devre) adı verilen bir sinema filmi. Suç, dram ve gizem türlerinde olan bu yapım, yine kendi çıkarları için masum insanları piyon olarak kullanan bir başka dokunulmaz mevki sahiplerini konu alıyor. Yönetimde kalabilmek adına her şeyi yapabilen bu insanlar, bana Kaabil filmindeki rüşvet meraklısı polisler ile oy toplayabilmek için yaptığı pis işlerin üstünü örtmeye çalışan belediye başkanını hatırlatıyor. 

2013 yapımı Snitch (Muhbir) adlı yapımda da adaletin sağlanabilmesi adına tek başına yetersiz kalan hukuk adamlarından bahsedilerek, bir nevi hemen hemen aynı konuyu yine gündeme getirmişler. Yaşanmış bir olaydan esinlenilen bu film de oldukça düşündürücüydü. Hukuk sisteminin aciz olduğuna yakînen şahit olan bir aile babasının, ailesini kurtarmak için kendi kollarını sıvayarak adaleti sağlamaya çalışması anlatılıyor filmde. Adam baktı ki kanun adamı olarak geçinen rütbelilerden pek bir hayır yok, kendi işini kendi hallediveriyor.  Gerçi aslında yine kanun adamlarıyla hareket ediyor ama tek başına mücadele veren de yine kendisi sonuçta. Filmde tek içerlediğim nokta Malik adında başında fes, elinde tespih Müslümanım diye geçinen bir kişinin pis işler peşinde olmasıydı. Tabii böyle Müslüman görünümlü suçlular yok değil, ancak bir Hollywood filminde buna şahit olmak insanı üzüyor. Yine de gerçek bir olaydan alıntı olduğu söylendiği için de kelimelerim yetersiz kalıyor.

Bütün bu olay örgülerinin bir değişiği gibi karşımıza çıkan Hint filmi Kaabil de bizlere aslında aşağı yukarı aynı adaletsizlikleri haykırıyor. Kaabil'in tabii bir de dram yönü var. Hatta ağırlıklı olarak dram da denebilir. Başrolü paylaşan iki kişi de âmâyı canlandırdığı için. Özellikle adamın rolü konusunda yetenekli olduğunu görebiliyorsunuz. Adalet hususunda adamın kullandığı replikler ve sözde kanun adamlarını deyim yerindeyse dilsiz bırakan hazır cevapları bir hayli etkileyiciydi. Kaabil kelimesinin tam karşılığı ise "Layık". Filmi izlediğinizde bu ismin neden konmuş olduğunu anlıyorsunuz.   

2 yorum:

Blogger tarafından desteklenmektedir.