Karalama | Birkaç Şiir... Çocukluk, Yürek Yolculuğu

Ortaokulda şiir yazardım ki bunu zaten önceki yazımda da belirtmiştim. Ancak tekrar ifade etmem gerekirse; edebiyat dünyasına on bir yaşında şiir yazarak girmiş olduğumu bir kez daha söyleyeyim. Liseye geldiğimde bu şiirlerin hepsi bana o kadar saçma gelmişti ki hemen hemen hepsini buruşturup atmıştım.

Bu yaptığıma pek de pişman sayılmam, çünkü hâlâ iyi şiir yazamadığımın altını çizerim. Sonradan fark ettim ki ben şiir yazmaktan çok okumayı seviyorum. Zaten en sevdiğim şair Necip Fazıl Kısakürek'tir. Mehmet Akif Ersoy, Arif Nihat Asya, Sezai Karakoç... Onların şiirlerini seviyorum. Epik şiir seviyorum genel olarak. En çok da NFK okurum. Çile adlı kült şiir kitabı her daim baş köşemde durur. Bir ara İsmet Özel de okudum, ama o kadar derin yazıyor ki işin içinden çıkamadım. Onun şiirlerini anlamak için bir külliyat bitirmem gerektiğini fark ettim ve o sularda pek yüzmemeye karar verdim şimdilik. İyisi mi dedim kendi kendime, ben Necip Fazıl Kısakürek'ten şaşmayayım.

Zaten şiir alanında detaylı ve derin bilgi birikimim de bulunmuyor. (Her ne kadar şiir anlaşılmak için yazılmasa da ben bu işin ilmini henüz kapamadığım görüşündeyim.) Bu alanda genel kültürüm de olmadığı gibi, şiirin nasıl yazıldığını bile bilmediğimi itiraf etmeliyim. Zamanında yalnızca ufak tefek karalamalarım olmuş.

Zamanında bir uğraşım olmuş, evet, ama aslında hâlâ şiirden anladığım söylenemez. Yalnızca, çok nadiren de olsa karaladığım mısralarım oluyor. Bazıları raflarımda öylece duruyor. Hiçbir işe yaramıyorlar. Ben yazdığım için bana öyle geliyor, ama bazılarını atmaya kıyamıyorum da. Dedim; bari burada paylaşayım, hem yorum alırsam iyi ya da kötü... Eksikliklerimi görürüm en azından. Bu yüzden birkaç şiirimi sizinle paylaşmaya karar verdim. Yayınladığım şiirlerin başlıklarını alttaki listede görebilirsiniz:
  • HİKAYELER GİBİ
  • HABERİM YOK
  • ANADOLU

hikayeler gibi 

hikâyeler ölüyor bağrında zamanın
bir paradoksun bitişine yolculuğum

karalama defterimin yapraklarını sildim
minik bir siyah nokta
koca dünyayı kaplayan zihnim

hikâyeler gibi
yarısında düşüyorum hayatın
işlemeyen tik taklar eşliğinde
dipsiz bir kuyuya demir attım



haberim yok

Vakit çok; ama durup düşünecek vakit yok!

O’ndan geldim, O’na gidiyorum; haberim yok.



Anadolu

Anadolu;
Yüreklere göç etti mi ayrılmaz, anılar gibi.
Yıllar, insanların gözünden seyredilir burada.

Dillerde hasret türküsü;
Anadolu, ah Anadolu!
Toprağında yeşermiş tüm çocukluklar
Anadolu;
Yüreklerde kök salmış binlerce yıllık çınar!

4 yorum:

  1. Merhabalar.
    Herkes şiir yazabilir, ancak şair olmak başka bir şeydir. Bence şiirleriniz güzel, yazmaya devam edin. Ancak sadece ilham geldiğinde yazın, yazmaya zorlamayın. Ben de şair değilim ama şiir yazıyorum. Kimi yazdığım şiirlerimi beğeniyorum, beğenmediklerimi de siliyorum. Beğenene kadar yazmak için devam...
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Belki arada eserse yine yazabilirim dediğiniz gibi. Şair olmadığımın da altını çizerek tabii. :) Sizin şiirleriniz sitenizde bulunuyorsa da okumak isterim. (:

      Sil
  2. Hikayeler gibi en dikkatimi çeken ve beğendiğim şiir oldu. Özellikle ilk iki mısrası Mehmet Akif İnan'ın mısralarını hatırlattı bana. Az kelime yoğun anlatım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sağ olun. :) Bu yorumdan sonra ben Mehmet Akif İnan'ı araştırayım o zaman. İlk defa duydum kendisini. (:

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.