Eğitim | Edebiyat Bölümü Okumanın Artıları ve Eksileri


Arap Dili ve Edebiyatı okumuş birisi olarak sizlere bu bölümde okumanın avantajları ile dezavantajlarını sıralayacağım. Daha sonradan aklıma gelen yeni şeyler olabilir ve bunun için sayfayı arada sırada güncelleyebilirim. Ancak şimdilik aklıma gelen kısımları arz etmek isterim bu alanla ilgili.

Eğer en başta meslek sahibi olmayı hedeflemiyorsanız, o zaman gerek genel kültür gerekse o dilin tarihi gelişimi açısından sizi geliştirecek olan edebiyat bölümünü seçmenizin getirileri de büyük olabilir. Ancak edebiyat okumak tek başına size para kazanma anlamında büyük getiriler sağlamayacaktır.

Diyelim ki gerçekten o dili günlük hayatınızda sık kullanmayacaksınız ve meslek olarak düşünmüyorsunuz, sadece kültürüne ve tarihi gelişimine vâkıf olmak, o dilde yazılmış edebî kitapları ve yazarlarını iyice araştırıp öğrenmeyi arzuladınız ve bu amaçla edebiyat bölümü okudunuz. İşte burada bilmeniz gereken (ya da çoktan öğrenmiş olduğunuz) bazı gerçeklerle yüzleşirsiniz.

Ben burada edebiyat bölümü okumanın avantajlarını ve dezavantajlarını sıralarken, avantaj olarak düşündüğüm maddelerin başına parantez içinde artı işareti koyacağım (ve madde başlığını yeşil renkte göstereceğim); dezavantaj olarak düşündüğüm maddelerin başına ise parantez içinde eksi işareti koyacağım (ve madde başlığını kırmızı renkte göstereceğim). Tabii ki bu görüşlerim sadece benim kendi görüşlerim olacaktır; bilimsel ya da genel hiçbir anlam ifade etmez. Sıralayacağım maddeler tamamen öznel, yani kişiseldir ve kendi görüşlerimden ibarettirler.

Yani anlatacaklarımı kesin bilgi olarak algılamamanızı rica ederim. Sadece edebiyat bölümü mü okusam yoksa mütercim-tercümanlık bölümü mü şeklinde kafasında soru işareti olanlara olası birtakım cevaplar verebilmek ya da tecrübe paylaşabilmek adına bu alandaki kendi görüş ve düşüncelerimi paylaşmayı amaçlıyorum. Sizi tamamen yönlendirmek gibi bir amacım yok. Sadece bir edebiyat mezunu olarak fikir vermek ve karşılaşabileceğiniz ihtimallerin az çok üzerinde durarak seçim yapmanızı kolaylaştırmak amacı gütmekteyim:

(-) Edebiyat Bölümü Size O Dili Öğretmez:
Edebiyat bölümünde her sene zorunlu aldığımız bir ders vardı: Bu ders konuşma dersiydi. Yani dili öğrenmeyi ve konuşmayı, bunun için de ezber yapmanızı sağlayan bir dersti. Adı üstünde konuşma dersiydi ve amacı o dili günlük hayatınızda kullanmanızı sağlamaktı. Ama eğer sırf bu amaçla bu bölümü seçmişseniz hayal kırıklığı sebebiniz olabilir; çünkü onca edebî kaynaklı ders içinden bir tane konuşmaya yönelik dersiniz oluyor ve bu da o dili yeterince konuşabilmeniz için yetersiz tabii ki. İş yine sizde bitiyor, yani kendi çabanızla her gün o dili kullandınız kullandınız… Yoksa dil unutulmaya yüz tutuyor. 

Aslında edebiyat bölümünde dil tarihinin ve kültürünün ağırlıklı olarak öğretildiğini hesaba katarsak, konuşma dersinin olması bir nevi lütuf gibi bir şey de diyebiliriz eğer işin diğer yüzüne bakarsak: Şöyle ki, ben Malezya İslam Üniversitesinde bir dönem exchange (değişim) öğrencisi olarak bulunmuştum. Benim gerçekten orada bulunduğum süreçte anladığım en iyi şey; bizlere edebiyatı dibine kadar öğrettikleri gerçeği oldu. Türkiye’de aldığım eğitimden çok daha farklıydı diyebilirim. Belki de uluslararası bir üniversitede bulunduğum için öyleydi, neticede  Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi adını taşıyor. İlk olarak söyleyebileceğim en bariz farklılık derslerde Arapça konuşulmasıydı. 

Yani eğitim aldığınız edebiyat bölümü neyse o dilde ders işleniyor. Tabii arada bazı hocalar kendi dilleri olan Malaycayı konuşmadan edemiyorlardı ama dersin bütününü Arapça işledikleri için çoğu pek göze batmıyordu. Şimdi burada eğri oturup doğru düşünüyorum: Üniversite uluslararası olduğu için tabii ki derste Arapça konuşulacak. Ama atıyorum mühendislik bölümündeyse de İngilizce anlatıyorlar dersi. Ben Arap Dili öğrencisiydim, e haliyle Arapça konuşuyorduk. Bir de genel olarak Malayların aksanının da Arapçaya pek yatkın olduğunu gördüm.

Asıl değinmek istediğim husus Malezya İslam Üniversitesinin Arap Dili ve Edebiyatı dersleri aslında. Dersler gerçekten Türkiye’deki sistemden çok ama çok farklıydı. Biz İstanbul Üniversitesinde genellikle metin okur ve çevirisini yapmaya çalışırdık. Ancak Malezya’da gördüm ki bir edebiyat bölümü öğrencisiyseniz edebiyatı dibine kadar işletiyorlar size. Bir kere her hafta assignment dedikleri 10-20 sayfalık araştırma ödevleri veriyorlardı, yazar ve eserleri araştırmanızı ve not almanızı sonra da sıranız gelince tahtada anlatmanızı istiyorlardı. Hem edebiyat ağırlıklı hem de öğrenci odaklı bir eğitimden geçtik. Yani bu anlamda baktığımızda hem konuşmamızı ilerlettik hem de edebiyat bilgilerimizi genişletmiş olduk.

Ancak eğer yurtdışına gitme imkanınız yoksa, dediğim gibi edebiyat bölümünün size konuşma becerisi noktasında pek kattığı bir şey olamıyor maalesef. Kendi çabanızla, deyim yerindeyse dişinizle tırnağınızla o seviyeye gelebilmeniz gerekiyor. Her ne kadar hazırlık bölümleri olsa da dili tam anlamıyla konuşabilme becerisini kendi çabanızla oluşturmak zorundasınız.

(+) Eğer Yazmayı Çok Seviyorsanız Edebiyat Bölümü Tam Size Göre:
Bu başlığın kendisi çok şey anlatıyor aslında. Ancak yine de söylemek istediğim şeye değineyim: Tam bir edebiyat aşığıysanız, mesela günlük hayatınızda şiir, roman tarzı eserleri okuyup yorumlamayı çok seviyorsanız ve bu alanda da genellikle bir şeyler üretmeyi hedefliyorsanız, eliniz arada kalem tutuyorsa bir edebiyat bölümünde de sıkılmazsınız. Türk Dili ve Edebiyatını demiyorum, aslında o bölüm de işin içinde ama genel olarak tüm edebiyat bölümlerinden bahsediyorum. Mesela Alman romanlarına çok meraklıysanız gidip Alman Dili ve Edebiyatı okuyabilirsiniz. Hatta göreceksiniz; okulda size verilen ödevleri seve seve yapacaksınız, hatta belki de zaten bu alanda okuduğunuz için çok şey bildiğinizi ve derslerde de zorlanmadığınızı keşfedeceksiniz. Tabii dilin gramer yapısına ağırlık verilen ilk senelerden değil de ağırlıklı olarak eser incelemelerine yer verilen son iki seneden bahsediyorum.

(-) Meslek için takviye gerekebilir
Recep Hilmi Tufan'ın yaptığı bir yorum üzerine bu maddeyi oluşturdum. Edebiyat Bölümü meslek sahibi olmak noktasında yeterli olmadığı için başka bir alanda eğitim takviyesi almanız gerekebilir. Mesela dört yıllık Arap Dili ve Edebiyatı okumuş biri, aynı zamanda ticaret de okursa; bir Arap-Türk şirketinde ticaret alanında pekâlâ çok iyi bir çevirmenlik yapabilir. Ama illa bu tarz bir örnek de olmayabilir, bunun dışında pek çok örnek de mevcut. Mesela öğretmen olmak istiyorsunuz, ama edebiyat mezunusunuz, bu yetmez, formasyon sertifikası da almanız şart. Başka daha bir çok örnek var, fakat şu anda pek aklıma gelmiyor, sizin fikirleriniz varsa bizimle paylaşabilirsiniz.

(+) Genel Kültür Sahibi Olursunuz:
Genel kültürünüz inanılmaz gelişir, bu anlamda iyi bir artınız olacak. Alman Dili okudunuz Alman kültürüne aşina olursunuz; Arap Dili okudunuz Arap kültürüne; Japon Diliyse Japon kültürüne... Bu örnekler çoğaltılabilir. Demek istediğim şu ki hangi ülkenin dilini ve edebiyatını okumuşsanız; o ülke (kültürü, insanları, yaşayış biçimi, hayat tarzı vs.) hakkında geniş bir bilgi elde edeceksiniz ve bu anlamda yanınıza kâr kalacak.

3 yorum:

  1. Arap edebiyatı zor olmalı. Eşimin kardeşi edebiyat öğretmeni. Bölüm derslerinde zorlandığını biliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. özellikle Türk dili ve edebiyatı bölümünde evet Türkçe lehçeleri de öğretiliyormuş Uygurca Göktürkçe falan. tabi bu tarz şeyler bana heyecan verici geliyor o da ayrı mesele. =)

      Sil
  2. özellikle Türk dili ve edebiyatı bölümünde evet Türkçe lehçeleri de öğretiliyormuş Uygurca Göktürkçe falan. tabi bu tarz şeyler bana heyecan verici geliyor o da ayrı mesele. =)

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.