Kitap | Yabancı Dil Öğrenmenin Bütün Aşamaları


Barry Farber'ın uzun zaman önce kaleme almış olduğu Yabancı Dil Öğrenme Yöntemleri adlı çalışması her ne kadar "Kişisel Gelişim" adı altında çıkarılmış bir kitap olsa da piyasada bulunan pek çok kişisel gelişim kitaplarının aksine yalnızca cafcaflı bir kapak sunmuyor bizlere. Yabancı Dil meraklılarına ve gerçekten en azından bir lisan daha konuşmak üzere yola çıkmış kişilere gerçek bir rehber olma niteliğinde bu kitap.

Küçük kelime yolculuklarından ve bir dilde başka bir telaffuzla söylenip belki anlam değişimlerine uğramış kelimeleri araştırmaktan zevk duyan biriyseniz siz de aramıza hoş geldiniz. Zira Barry Farber da ilk başta 1944'lü yıllarda işe küçük kelimelerle başladığını söylüyor. Yazar, 1952 yılında on dört dili konuşabilir hale geliyor. Kitap yayınlandığında ise bazılarında akıcı olarak, bazılarında ise kendisini çat pat ifade edebildiğini belirterek toplam yirmi beş dili konuşabilir halde olduğunu da sözlerine ekliyor. 

Kitabın içeriğinde ise denenmiş ve başarılı olunamamış yöntemler yer almıyor; aksine eğer 1944'e geri dönseydi daha yararlı ve hızlı olacağından emin olduğu metotlara o zamandan başlayabilirdim dediği denenmiş ve başarı durumu kanıtlanmış yöntemlerinden bahsediyor.

Bir sözcüğün bir başka dildeki karşılığını öğrendiğinizde heyecan duyuyorsanız ya da bir ibarenin farklı telaffuzlarını duymak kulağınıza müzik gibi geliyorsa veyahut farklı hecelemeler, farklı aksanlar ya da aynı kelimenin diller arasındaki birbirinden farklı yolculukları dikkatinizi cezbediyorsa siz bu yolun yolcususunuz. Bu tarz küçük şeylerden zevk almaya başladıkça gittikçe daha büyük bir zevkle dil öğrenme sevgisine kapıldığınızı ve dil öğrenmeye başladığınızı fark edeceksiniz. 

Yazar da bu şekilde dil öğrenmeye başladığını açıklıyor ve o zamanlar tek hobisi bu iş olduğu için gittikçe daha da geliştiriyor kendisini. Tabii ki her dilcinin uğrak yeri olan gramere de değinmeden etmiyor ilk başta: 
Altı yaşındaki bir çocuk bağlaçtan ne anlar? Herhangi bir dili, o dili henüz gramer hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir çocuk kadar konuşabilmek istemez miydiniz? Hayır, aslına bakarsanız bir tür gönüllü ihtilalci gibi grameri tahtından indirmek için ayaklanıp onu sarayından dışarıya sürükleyerek meydanda yakmayacağız. Aslında gramer, dil eğitimcileri tarafından bizleri ilerlemeye karşı uyuşturacak bir tür anestezi olarak kullanılmaktadır. Eğer gramer eğlencenin karşısında yer alıyorsa, o zaman grameri azaltıp eğlenceyi artıracağız. Grameri özümseyecek çok daha zevkli yollar bulacağız.
Kitapta açıklanan adımları takip ederek, seçtiğiniz dili hızlı, kolay, ucuz, zevkli ve kendi kendinize öğreneceğiniz vaadini veren yazara katılmakla birlikte; kitabın içeriğinin ufak bir özetini de paylaşmak istiyorum.

Öncelikle kitapta ayrıntılı olarak ele alınan sistemin 1944'ten bu yana yazarın deneme yanılma yöntemlerinin bir sonucu olduğunu bilelim. Bu yöntemde başarısızlıkların elendiğini, elde kalanların geliştirildiğini ve sonunda mükemmel bir sisteme ulaşıldığını görebilmemiz mümkün.

Kitabın ana özetine geçmeden önce, yabancı dil öğrenenlere birkaç tavsiye: 

  1. Radyo, kaset gibi sesli materyallerden faydalandığınızda, onu müzik dinler gibi dinlemeyin; not alın, geçmeniz gereken bir dersmiş gibi çalışın. 
  2. Kendinizi her daim hazır tutun ve savunmacı bir ritimde olun; bir-iki gün atlayarak o dilin size küsmesine izin vermeyin.
  3. Dil öğrenmeye gramerden başlamayın. Altı yaşındaki bir çocuk dil bilgisi ibaresinin ne anlama geldiğini bilmez ama doğru ifadenin ben-iz değil ben-im olduğunu bilir. Çünkü kulağına daha doğru gelir. Dil bilgisini, o dili bir parça içinize sindirdikten sonrasına erteleyin. Öğrendiğiniz vakit dil bilgisini sorgulamayın, ilk etapta kelimeleri sadece kullanıldığı şekliyle öğrenin.
  4. Gramer öğrenmeye başladığınız zaman, zor gördüğünüz bir gramer konusunu atlamayın, es geçmeyin ya da ertelemeyin. Onlara tırmanın. 
  5. Doğru bir aksan kazanmaya çalışın; bir dili asla ana dili olarak konuşan bir insan kadar iyi konuşamayacağınıza dair inancınızı yok edin. Belli bir dili öğrenirken elinizden geldiğince o dilin aksanı ile 'eğlenmeye, dalga geçmeye' çalışın.
  6. "Bir dili kesinlikle konuşmaya başladığım o an gelecek" diye düşünme hatasına kapılmayın. Eğer "Şu dili konuşuyor musun?" sorusuna "Birazcık" diye cevap vermişseniz ve aslında ortalamanın çok üstünde olduğunuz fark edilmişse, bu durum "O dili konuşabiliyorum" demekten daha iyidir.
Yabancı dil öğrenme konusundaki "cenin" evreniz; yanlış kelimelerle yapılan eksik cümlelerle o dili anlam karmaşasına sokarak geçer. Bazı cümleleri eksiksiz kurduğunuzda ve daha çok doğru kelime kullandığınızda ise "bebekliğiniz" başlar. Ekmek, yatak, otobüs gibi kavramları içinde barındırır bir şekilde o dili az buçuk akıcı olarak konuşmaya başladığınızda "çocukluğa" geçersiniz. "Yetişkinlikte" o dilde hemen her şey hakkında henüz tam olarak yerine oturmamış bir aksanla konuşabilirsiniz. "Olgunluğa" ulaştığınızda ise o dilde kayda değer bir aksan kazanmış olursunuz.


Çok Yönlü Ataklar

Yazar, 1944'ten bu yana teknolojinin gelişiminin dil öğrenme konusunda hevesli olan bizlere ne kadar katkı sağladığının altını çizerek sözlerine şunları ekliyor: Bir kitapçıya girdiğinizde pek çok dil kitabı, gramer kitabı, çalışma kitapları, kolay hikaye kitapları, sözlükler, kasetler ve dil öğrenme setleri görürsünüz. Bence hepsini alın ya da hepsinden birer tane alın! Kendinizi bir dil üzerine aynı anda dört ya da beş farklı kurs alıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Bütün bu aletler orkestra içindeki yerlerini aldıklarında meydana gelen ahenk sonucunda elde edilen enerji inanılmazdır.

Çok yönlü ataklar için ihtiyacınız olan materyaller ise teknoloji ilerledikçe hızla büyümektedir. Gerek internet üzerinden (youtube, bloglar, çeşitli video siteleri), gerekse telefon uygulamaları üzerinden (tevakku, tureng, çeşitli dil öğrenme uygulamaları, radyo uygulamaları ve chat siteleri vs.) dil öğrenme imkanlarımız genişlemişse de yine de listemizi temelden hatırlayalım:
  1. Temel Ders Kitabı: Kitap sadece gramer de olabilir. Temel baş ucu kitabımız olacaktır.
  2. Sözlük: Çift yönlü olmalı ve gazete-dergi gibi yerlerde geçen zor kelimeler içinde yer almalı. 
  3. Konuşma Kılavuzu: Gramerden arındırılmış işe yarar cümlelerle dolu pratik konuşma kitapçığı.
  4. Gazete ya da Dergi: Öğrendiğiniz dilde düzenli takip edebileceğiniz gazete ya da dergiler.
  5. Okuma Kitabı: Eğer imkanınız varsa o dilde yazılmış hikaye, roman benzeri eserler.
  6. Radyo Uygulamaları: Akıllı telefonunuza kolaylıkla indirebileceğiniz radyo uygulamaları.
  7. Televizyon Kanalları: O dilde yayın yapan televizyon kanalları; haberler, çocuk programları vs.
  8. Diziler: O dilde yayın yapan diziler, dizi izleme yöntemine göre dil öğrenimi.
  9. Kurs Kasetleri: Zihninizi uyaracak kelime ezberleri ve hatırlatma taktikleri olan ses kayıtları.
  10. Boş Kasetler: Kendi ses kayıtlarınızı oluşturun; bildiklerinizi kaydederek kendinizi dinleyin.
  11. Bilgi Kartları: Kelime ezber yöntemlerinden en etkili olanları, ayrıntılı bilgi için bakınız.
  12. Boş Bilgi Kartları: Her yeni öğrendiğiniz kelimeyi bu kartlara yazın.
  13. Fosforlu Kalemler: Ya da bilmediğiniz kelimeleri işaretleyebileceğiniz işaret kalemleri.
Bir kelimeyi ya da cümleyi çalışma kitabınızda elli kez görmeniz, o kelimeyi bir radyoda, gazetede, haberlerde, sinemada ya da bir insanla konuşurken duymanız kadar etkili olmayacaktır. Bu nedenle; yukarıda sayılan bütün yöntemleri aynı anda kullanmaya çalışın. Şimdi geriye tek bir soru kalıyor; Çok Yönlü Ataklar'dan nasıl faydalanabilirim:

--> Bu yöntemlerin hepsine sarılmadan önce gramer kitabınızdaki ilk beş konuyu iyice sindirin.
--> Gramer kitabınızdaki ilk beş konuya çalıştıktan sonra diğer araçların hepsini çıkarın ve hepsini bir arada kullanmaya hazırlanın.
--> Gazetenizi ya da derginizi alın, işaret kaleminizi çıkarın ve ilk paragrafta bilmediğiniz tüm kelimelerin altını çizin. Paragraftaki tüm kelimeleri işaretlemek zorunda kalsanız bile bunu yapın. Ardından sözlüğünüzde ya da boş bilgi kartlarınıza uzanın. (Öğrendiğiniz dile göre kelimeler sözlükte ya hemen kendisini gösterecek ya da çekimlerinden ve farklı şekillere girmesinden dolayı hemen size görünmeyecektir.) Sözlükten kelimeyi bulmanız durumunda boş bilgi kartlarınızdan birini alın ve bir yüzüne bu kelimeyi, diğer yüzüne de anlamını yazın. (Kartlarınıza birden fazla kelime yazmayı düşünüyorsanız, alandan tasarruf etmek için; yatay yerine dikey de kullanabilirsiniz. Bir sözcük değil de cümle yazacaksanız da kartı yatay kullanmanız daha iyi olacaktır.) Eğer gazete ya da dergideki terimleri kolaylıkla sözlükte bulamadıysanız muhtemelen bir fiil çekimi vs. olabilir bu durumda Temel Çalışma Kitabınız size geç de olsa yanıt verecektir. Eğer kelimenin anlamı açık değilse; bu tarz anlaşılmaz ifadeler için daha sonra danışacağınız birine sormak üzere soru kartları hazırlayabilirsiniz. (Barry Farber der ki: Bir dil kartına altıdan fazla bilmediğiniz kelime yazmayın. Kartınızı fazla doldurmayın.) Bu yöntemi uygulayarak diğer paragrafa geçebilirsiniz, elinizdeki gazeteyi atlamadan ilerlemeniz çok önemlidir.
--> Yanınızda mümkün olduğunca çok bilgi kartları taşıyın ve bu kartları düzenli olarak değiştirip ilginizi sürekli olarak canlı tutun.
--> Gramer kitabınızın altıncı dersine başlarken yeni bir malzeme olarak Konuşma Kılavuzu kitabınıza başlayabilirsiniz. Özellikle de telaffuz kurallarını dikkatli bir şekilde okuyun.
--> Konuşma Kılavuzunda ilerledikçe aynı anda hem Gramer Kitabınızda hem de Bilgi & Kelime Kartlarında ilerlemeli ve hepsini aynı anda yürütmelisiniz.
--> Bu süre zarfında Kurs Kasetlerine (O dilde yapılan ses kayıtlarından oluşan sesli derslerinize) başlayın. Her ses kaydı için önünüzde o ses kaydına ait diyalog metni de hazır bulunmalıdır. Böylece ses kaydını dinlerken bir yandan da metindeki diyaloğu takip edebilirsiniz. Ses kayıtlarına iyice alıştığınızda bu iki işi birbirinden ayırabilirsiniz. Yazılı metni izleyemeyeceğiniz yerlerde ses kayıtlarını dinleyebilir, ses kayıtlarını dinlemediğiniz zamanlarda ise bu diyalogları okuyabilir ve takip edebilirsiniz.
--> O dildeki televizyon kanalları size bu yolda kolaylık sağlayacaktır, ancak önce çocuk programları ya da anlaşılabilir çizgi filmlerle çıktığınız bu yolculuğa o dilde yayınlanmış dizileri ya da haber programlarını da katabilirsiniz.


Gizli Anlar

Asansörü beklerken, bankada sıradayken, telefona çağırdığınız kişiyi beklerken, hattı bağlarken, aracınızın bir yere ulaşmasını beklerken ya da herhangi bir zamanda herhangi bir şeyi beklerken ne yapıyorsunuz? Boşa harcadığımızın aslında farkında olmadığımız bu anları; on-on beş saniyelik, hatta beş saniyelik mini derslere dönüştürerek sıradan bir günün içinde bile değerli çalışma anları oluşturabilmemiz mümkün. Bu sayede herhangi bir dili bir yılda öğrenmemize yetecek kadar zamanı farkında olmadan kaybetmek yerine "an"lara dönüştürmüş oluruz.

Yazarın göz-kulak anları ve yalnızca kulak anları dediği iki tür gizli an değerlendirme yöntemi var. Göz-kulak anları; oluşturduğumuz bilgi kartlarını okuyarak ya da o dildeki ses kayıtlarını (gerek mp3 çalarlardan gerekse telefonlardan) dinleyerek bu gizli anlarda kullanmak demek oluyor. Yalnızca kulak anları ise bilgi kartlarını okuyamayacağımız anlarda yalnızca dinleyerek vakti değerlendirmek anlamına geliyor.

Edilgen dinlemek de hiçbir şey yapmamaktan iyidir. Uyandığınızda, yatağınızı yaparken, kahvaltı hazırlarken, dişlerinizi fırçalarken ya da bulaşıkları yıkarken o dilde yayınlanan bir radyo programını ya da bir ders kaydını dinleyebileceğiniz gibi; aynı şekilde önceden (buzdolabının, gardırobun, aynanın, duvarın ya da masanın gibi) bir yerlerin üzerine yapıştırdığınız dil -postit- kartlarınıza bakarak da gizli anlarınızı değerlendirebilirsiniz.

Gizli anlarını yabancı dil ya da herhangi başka bir şey öğrenme amacıyla kullanmadan ziyan eden talihsiz insanlara bakın. Oysa siz, bir sırada beklemeye başladığınızda bilgi kartlarını çıkarınca tüm sıkıntınız ve acınız o anda ortadan kalkacaktır.

Harry Lorayne'in Sihirli Hafıza Sistemi

Bir yabancı kelimeyi Türkçe anlamıyla birlikte tekrar tekrar söyleyerek ve hatırlamaya çalışarak ezberlemek uzun zaman alabilir. Her ne kadar uğraştığımız bu iş faydalı olsa da ezberlemeyi kısa süreye indirmek, hem daha kolay hem de zamandan çalmayan bir yöntem olacaktır. Sihirli Hafıza Sistemi; ses ve ilişki birliğine dayalıdır. Bu sayede kelimeler, güvenli bir şekilde hafızanızda yerini alacaktır.

--> Örneğin; Japonca'da "çanta" kelimesinin karşılığı "kaban"dır. Şimdi bir arkadaşınızla çanta alışverişine çıktığınızı düşünün; daha doğrusu arkadaşınız çanta almak istiyor ve siz de ona eşlik ediyorsunuz, her yeri gezdiniz ama arkadaşınız bir türlü karar veremedi. Öfkelenerek yorulduğunuzu ve artık bu işkencenin bitmesini istediğinizi söylediniz. Arkadaşınız da "Ama ne yapayım, kabanıma uygun bir çanta bulamıyorum," diyerek size cevap veriyor. Böyle bir hikayeyi düşündüğünüzde sonuca kolay ulaşırsınız. İşte aradığınız kelime karşınızda kaban eşittir çanta. Belli bir kelimeyi ezberlemek için o kelimeye dayalı bir hikaye kurmak; her ne kadar o anda uzun gibi gelse de kelimeyi bir sonraki kullanacağınız süreçte hikaye akışı beyninizde daha hızlı yankı bulacak ve kelimeyi defalarca tekrar ederek ezberlemeye çalışmak yerine onu daha kolay bir yöntemle hafızanıza aldığınızı fark edeceksiniz. Bu yöntem sadece kelime ezberlerinde değil, bir çok yönde kullanılmaktadır.
--> Hikayelerinizin komik, fantastik ya da saçmasapan şeyler olması tavsiye edilir, zira saçma şeyler kolay kolay unutulmazlar. Fakat sakın endişelenmeyin! Hikayeler bir süre sonra uçup gidecek ve geriye yalnızca kelimeler kalacaktır. Bu sistemin en iyi yanlarından biri de kelimeyi öğrenmenizde yardımcı olan ilişkilerin bir süre sonra kendiliklerinden ortadan kaybolmalarıdır.
--> Kaban kelimesinin Japonca'da 'çanta' anlamına geldiğini ve bu kelimenin ezber yöntemini yukarıda görmüştük. Ama kelimelerin hepsi dilimizde farklı bir anlama gelen bir ifadeye denk gelmeyebilir. Örneğin İngilizce'de 'öfke' kelimesinin karşılığı 'anger' kelimesidir ve 'engır' diye okunur. Görüldüğü gibi engır diye bir ifade Türkçede bulunmamaktadır. O halde hikayemizi buna göre daha değişik bir şekilde uyarlayabiliriz. Mesela kendisiyle komedi filmi izlediğiniz öfkeli bir arkadaşınızı hayal edin. Film süresince hiç gülmemiş olsun ve filmden sonra onun hakkınızda şöyle dediğinizi düşünün: "O kadar öfkelenmişti ki filmin en gırgır sahnelerinde bile gülmedi." İşte kelimemizi bulduk: Öfke eşittir en gır; dolayısıyla anger.
--> Bazı isimlerin cinslerini de hatırlamak zorunda kalabilirsiniz. Bazı dillerde dişilik-erillik olayı vardır. Bunun için de hafıza tekniğine ihtiyaç duyacaksınız. Örneğin Fransızca'da Kafe kelimesi erildir ve bu kuralı ezberlemek için; bir kafenin girişinde Maço Kafe ya da Rambo Kafe gibi erkeksi bir isim tabelasının asıldığını hayal edebilirsiniz.
--> Yabancı kelimenin çevresine kurduğunuz ilişkiler ağı, öğrenmeye çalıştığınız yabancı kelimeyi çağrıştıran bir yer ismiyle daha da güçlenecektir. Örneğin İngilizce'de 'Üstü kapalı yük arabası anlamına gelen' Van kelimesini; üstü kapalı yük arabasıyla Van iline eşya taşıdığınızı hayal ederek öğrenebilirsiniz.

Dalış

Öğrenmek istediğimiz dilin çalışma ve ders kitapları yapay dünyadır; o dilde yazılmış dergiler, gazeteler, hikaye kitapları, romanlar, o dilde yayın yapan televizyon programları, diziler, filmler, şarkılar veyahut radyo programları ise o dilin gerçek dünyasıdır. Dili öğrenme seviyeniz nerede olursa olsun ve dili öğrenmeye ne zaman başlamış olursanız olun bu gerçek dünyaya dalış yapmanız; sizi o  lisanı sadece öğrenmeye değil, kullanmaya da teşvik edecektir. 

--> Konuşmaya öncelikle o dilde herhangi bir fırsatta kullanabileceğiniz kadar çok cümle öğrenerek başlayabilirsiniz. Cümle kitabınızda yazılı olan "Dilinizi iyi konuşamıyorum", "Beni anlıyor musunuz?", "Lütfen biraz daha yavaş konuşun", "Tekrarlar mısınız lütfen?", "Bunu kendi dilinizde nasıl söylüyorsunuz?", "Üzgünüm anlamadım" gibi işinize yarayacak cümlelerde ustalaşın.
--> Öğrendiğiniz dilde günlük tutarak veya o dilde öğrendiğiniz cümleleri bir deftere not alarak da kelime ve cümle dağarcığınızı geliştirmiş olursunuz. Özellikle o dilde günlük tutuyorsanız, belli bir süre sonra geriye dönüp yazdıklarınıza baktığınızda -içinde düzeltilecek yığınla hatalar olsa bile- gurur duyacaksınız.
--> Penpal denilen mektup arkadaşları edinin ya da -sadece dil öğrenme amaçlı- online arkadaşlar edinerek onlarla yazışın ve hatta sesli ya da görüntülü sohbetler edin. Hepsi etkilidir. Özellikle mektup arkadaşınız varsa size hem dilbilgisi kurallarında hem de gerek kültürü ile ilgili gerekse günlük hayatla ilgili her türlü alanda o dilde konuşabilme konusunda yardımcı olacağına eminim. Hangi yöntemi uygularsanız uygulayın, devamlı olun!
--> Eğer o dilde konuşacak bir arkadaşınız yoksa boş vakitlerinizde o dilde kendi kendinize konuşmanın yararı da yadsınamayacak kadar çoktur. Her gün karşılaştığınız olaylara öğrendiğiniz dilde dublaj yapmak hem eğlenceli hem de yararlıdır. Bu durumda kendinizle konuşurken anlamını hatırlamadığınız kelimeleri hazırladığınız soru kartlarına -daha sonra anlamını bulmak için- yazmak son derece etkili olacaktır.

*
Böylelikle yazar, kitabında bizlere bu bilgileri veriyor; yukarıdaki dört ana unsurdan oluşan sistemi kuru bir kağıt parçasına da benzetiyor: Söz konusu sistem; 'o kağıdın altında, tam ortasında bir kibrit çakacak ve bilgimiz de tıpkı bir alev gibi doğrudan doğruya ve şaşmaz bir şekilde o kağıdın kenarlarına doğru yayılacaktır.' mesajını da veriyor bizlere. Kitabın içeriği böylelikle okura sunuluyor ve kendi hayat hikayesinden izler taşıyan kitabında yazar bizlere neyi yapıp neyden uzak durmamız gerektiğini örnekleri ve tespitleri ile aydınlatıcı bir tarzda sunuyor.


Son olarak yazar, bizlere bir tavsiye daha veriyor. Kendi dilinizin dilbilgisini iyice bellemeden bir yabancı dilin gramerine başlamayın ya da başlarsanız; öncelikle kendi dilinizin gramerini de iyice belleyin. Yabancı bir dilde ustalaşmak istiyorsanız gramer adı altında geçen -en azından- şu başlıkları bilmenizde yarar vardır: İsim, Zamir, Fiil, Mastar, Şahıs, Sayı, Zamanlar (dili, mişli), İsmin Halleri (yalın hali, -e hali, -i hali, -de hali, -den hali), Sıfatlar, Zarflar, Edatlar, Etken, Edilgen, Emir Kipi, Nisbet, Deyimler.

Peki o dilde tamamen sonuca ne zaman ulaşılır? Cevap: Hiçbir zaman. En azından hiçbir zaman olduğunu farz edin. Akıcı olarak konuşsanız bile bu akıcılığınız, daha yüksek düzeyde akıcılığa ulaşmaya devam edecektir.

Yabancı dil öğrenmek isteyenler için iyi bir rehber olacak yüz elli - iki yüz sayfalık orta boy ve oldukça hafif olan bu güzide eseri seyahatlerde bir yudumda bitirilebilecek kitaplar listesine ekleyebilirsiniz. Hayatınızda yer açabileceğiniz gerçek bir kişisel gelişim olmasını dilerseniz tabii. Belki de bu yazımdan sonra almaya ihtiyaç duymadığınızı düşünüyorsunuz, ama baştan söyleyeyim; o zaman büyük bir yanılgı içindesiniz. Zira yabancı dil ve kültür öğrenme & geliştirme meraklısıysanız bu kitabın kütüphanenizde bulunmasında fayda büyük. Yalnız ülkemizde satıştan kalkmış göründüğünden, çeşitli kitapçılarda, kütüphanelerde ya da ikinci elcilerde bulabileceğiniz bir eser. Barry Farber ile ilgili yazılmış bu yazıya da bir uğrayabilirsiniz.

8 yorum:

  1. Aylar önce bloguma çok güzel yorumlar yapmışsınız. Çok teşekkür ederim. Uzun zamandır sizi blogumda göremiyorum, beklerim. iyi çalışmalar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, uzun zamandır ortalarda yoktum. Ama şimdi parçaları birleştirmek için yeniden geldim biiznillah, bloğunuzda görüşmek dileğiyle o zaman :)

      Sil
  2. Çok güzel bir yazı olmuş, kitabı listeme ekliyorum. Dil öğrenme konusunda böyle kitaplar gaza da getiriyor ayrıca. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu aralar Japonca'ya niyet ettim ben de gaza gelip, bakalım ne kadar ilerleyebileceğim :)

      Sil
  3. Çok güzel ve faydalı bir kitaba benziyor.Bu güzel yazı için de teşekkürler:)

    YanıtlaSil
  4. Kitap okunabilir. Hatta uygulanabilir bile görünüyor. Aslında okuyup oğluma da okutabilirim. Okul İngilizcesi ile kaldığım düşünülürse aslında yeniden oğlumla birlikte öğrenmek keyifli bile olabilir.

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.