Eğitim-Gezi | Geç Gelen Malezya Yazısı #1

2016'da 5 aylığına gittiğim yurt dışı eğitim yolculuğu için daha seyahatim soğumadan; gidiş-gelişimin hemen ardından bu yazıyı kaleme almayı düşünüyordum, ama nasip olmadı mı diyelim, ilham gelmedi mi diyelim... Artık bilemiyorum. Bir de yazım için doğru-düzgün bir plan yapmam gerekiyordu, ama onu da yapabildim mi: Hayır! Neyse... Lafı fazla uzatmayayım (Lafı uzatmaya bayılsam da..) Sadede gelelim: 2016 yılının üniversite bahar döneminde Uluslararası Malezya İslam Üniversitesi'nde Exchange öğrencisi olarak bulundum. Ama yolculuğumun detaylarını ilk defa bu blogda paylaşıyorum inşallah. Uçak yolculuğuma geçmeden önce exchange ne demek, nasıl işler onlardan bahsedeyim biraz...

Mevlana Exchange/Değişim Öğrenciliği Başvurusu

Hemen her öğrenci Erasmus'u duymuştur, değişim öğrencisi olarak Avrupa ülkelerinden birinde bir dönem okursunuz, Türkiye'deki bir üniversiteden Avrupa'daki bir üniversiteye bir dönemlik geçiş yaparsınız. Mevlana ise doğu ülkelerine yapacağınız aynı eğitim yolculuğunu kapsar. Bu ülkeler; Arap ülkeleri, uzak-doğu ülkeleri vs. olabileceği gibi Rusya bile olabilir. Rusyanın bir kısmı doğuda kaldığından sanırım... Ya da öyle bir şey. Başvurunuz baya çetrefilli oluyor, baştan söyleyeyim; imzalar, evraklar, prosedür vs. (Malezya'ya indikten sonra bile bir hafta mail akışını yönetmek zorunda kaldığımı bilirim.) Öncelikle bir yabancı dil (muhtemelen İngilizce) sınavında belli bir derece yapmanız lazım (ben burslu olarak kazanmıştım), sonrasında gözetmen hocanızla birlikte ders saydırma işlemi yapıyorsunuz ve bu arada da tabii gideceğiniz üniversite ile aranızdaki bilgi akışı için ya da belge işlemleri için zırt pırt Mevlana Öğrenci Değişim Ofisinin kapısını çalmanız gerekiyor. Ama ders saydırmayı bu belgelerden önce mi yoksa sonra mı yaptığımı tam hatırlayamıyorum maalesef. Ders saydırma işlemi en önemli konu burada. Sizin okulunuzdaki dönem derslerinizi yurt dışı okulundaki derslerin yerine yazdırmanız gerekiyor. Ama dersin ya da profesörün uygunluğunu öğrenmeniz için sürekli mail atarak yurt dışındaki üniversite ile bağlantıda olmanız lazım. Malezya'daki saat farkı nedeniyle maalesef bu konuda gecikmeler yaşadım. (Tabii bir de okula gelince saydırdığım derslerden biri iptal olmuştu, hocanın programı falan değişmişti ya da o tarz bir şey olmuştu. Sonra haydaa yeniden mail akışı kervanı, yok ders sayısını tamamlama vs. derken yine iki ofis arası bağlantı sağlamaya çalışan santral moduna geçmiştim.)

Malesef ilk başta şu gerçeği kabul etmeniz gerekiyor: Eğer Exchange öğrencisi olacaksanız. Yurt dışına gidiş ve geliş haftalarında (hatta ay yaklaşırken) baya yoğun olacağınızı ve belgelerle boğuşacağınızı bilin. Gittiğiniz ülkedeki değişim ofisi elemanları sizin tabir-i caizse kankileriniz olacak. Onlara iyi davranın.Baya sabır gerektiren bir meslekleri var. İstanbul Üniversitesi'ndeki ofisin ağır işlediğini düşünüyordum ta ki Malezya'daki ofis sistemini görünceye dek. Malezya İslam Üniversitesi'ndeki ofis çalışanları değim yerindeyse kanı gibiydi ve oraya vardığım anda birden İstanbul'daki ofisi özlediğimi fark etmiştim. (Bir kere, siz gelin biz direkt yönlendireceğiz dedikleri halde gittiğimizde kapı-duvardı yani. Belki de zaman uyuşmazlığından yanlış hesap ya da rötar falan tam hatırlamıyorum yine maalesef.) Ama Malezyalıların genel olarak milletçe bir yavaşlığı da var ve bu göz ardı edilemez bir gerçek. Kaplumbağa gibiler. :)

Exchange belgeleri, işlemleri vs. daha detayını maalesef hatırlamıyorum. Şunları şunları da yazmalıyım diye not almış olmalıydım ama maalesef bilgiler yüzeysel olarak yer etmiş zihnimde... Yine de hatırladığım kadarını ana başlıklar halinde yazmayı düşünüyorum inşaallah.

Uçak Yolduluğu - Hava Yolu Şirketim - Diğer Yolculuklar

Benim tercih ettiğim şirket Qatar Airways oldu ve hiç de pişman değilim. Çok tavsiye ederim. Gayet rahat-konforlu bir uçuştu. İlk uçuş deneyimimdi ve harikaydı. (Kulaklarımdaki sorunu saymazsak tabii-ona sonra değineceğim inş.) 2016'da gidiş-dönüş 2000₺ idi o zamanın fiyatıyla. Yolculuk 13-14 saat sürdü. Aktarmalı uçtum. (Aktarmasızlarda 11 saat diye biliyorum.) Katar'ın başkenti Doha şehrine indik sonra oradan yeniden Malezya uçağına bindik. Size tavsiyem benim yaptığım gibi aktarmalı uçarsanız iki uçak arası zamanı 1 saat olarak seçmeyin. Diğer uçağa yetişene kadar inanılmaz yorgun düşüyorsunuz. Koştur koştur halimiz kalmamıştı. Hiç tavsiye etmem, en azından iki saat aktarmalı falan seçin ya da hiç aktarma seçmeyin bence.

İnişler ve kalkışlar ilk uçak yolculuğum olduğu için bana büyük bir sıkıntı oldu. Kulağımdaki problemi iyice anlamam için uçak yolculuğu yapmam gerekiyormuş, en azından onu anladım. :) Ama gerçekten kulaklarıma yaptığı basınçtan dolayı maalesef gözlerim dolmuştu, kulak hassaslığım olduğu için baya zor anlar geçirdim kalkış ve inişlerde. Kuala Lumpur'da iniş yaptığımızda oradan bizi normal yolcuların bindiği metro sistemine ulaştıran birinci metrovari bir araca binmiştik, uçaktan inen yolcuların falan bindiği bir metro bu, valizli falan bütün yolcuların bindiği. Bu araçtan geçerken manzaraların içinden geçtiğimizi anımsıyorum. Burada bir-iki saat sürmüştü sanırım yolculuğumuz. Tam da atmasyon yapmayayım şimdi ama o kadar sürdüğünü anımsıyorum yine, uzundu çünkü yolculuk. Buradan LRT metro duraklarına direkt geçiş var, ama kartınız yoksa fazla para ödüyorsunuz ne yazık ki. Bir de benim gittiğim zamanda Türk Lirası daha değerliydi, işimiz kolaydı tabii. Şimdi işler değişmiş biraz sanırım bu aralar pek takip edemiyorum ama... Metrodan sonra ikinci bir metroya binmiş miydik hatırlayamadım ama üniversitenin Gompak Kampüs'üne gitmek için Rapid KL otobüs araçlarına binmiştik. 200'lü falan numaraları vardı. Numarayı tam hatırlayamıyorum yine ama Gombak Kampüs'e gideceğim derseniz sizi yönlendiriyorlar zaten. Bir de taşımacılıkta para yerine card  kullanmanız lazım malum şu karta benzer bir şey alıyorsunuz istasyondan. Touch 'n Go adında bir kart bu ve taksiler, otobüsler, metrolar dahil hepsini kapsıyor. Bendeki biraz daha koyu rengti ama yine aynı kart işte Touch 'n Go adı var üzerinde.

Konaklama - Kampüse Giriş - Haberleşme

Biliyorum en sona haberleşme yazdım ama aklımdayken şu haberleşme olayını söyleyiverem. Şimdi orada malum bizim hatlar geçmiyor. Kampüsün içinde pek çok ticari alanlar, esnaflar mevcut; biz de ilk işlerden biri olarak bir Malezya hattı almıştık. Aldığımız hattın adı: UMobile. Öğrenciler için olan internet paketleri vs. vardı ama çabuk bitmesin diye üniversite kampüsünde pek kullanmıyordum, mahallemdeyken mahalle internetini kullanıyordum.


Ha, dikkat edin mahalle kelimesini kullandım. Tabii onlar 'Mahallah' diyor. Ben Hafsa Mahallesi'nde kalıyordum. Yani onların deyimiyle 'Mahallah Hafsa' Yukarıda resmini gördüğünüz mahalle benim kaldığım kızlar mahallesiydi, adından da anlamış olduğunuz üzere... Ben zaten üniversite ve kampüsün yerleşim planını gitmeden öncede araştırmıştım, gittiğimde bu dizaynı görünce şaşırmadım. Çok sevdiğim bir dizaynı var kampüsün. En ortasında mavi cami var (burada çatılar genelde mavi renk), onun hemen yanında kütüphane ve üniversitenin genel çevresi... İki tarafında da ayrı ayrı kızların ve erkeklerin mahalleleri var. Erkeklerin mahalleleri Ömer, Faruk gibi sahabe isimlerine sahipken, kızların mahalleleri Rukiye, Zeynep, Hafsa gibi ulvi isimlere sahip. Ama Rukiye ismi okunduğu gibi (Arapça şekli-telaffuzu ile yazılıyor) mesela Mahallah Ruqayyah şeklinde yazılıyor falan. Ve burada her mahallenin kendine has bir kimliği var: Mesela Çin yemekleri yemek için arada Faruk mahallesine uğruyorduk (evet erkekler mahallesine) Sonuçta tamam, erkekler kalıyor ama orası mahalle yani yatakhane değil; bir yaşam alanı yani, kafeler, restoranlar toplanma yerleri vs. mevcut oluyor her bir mahallenin kimliği oluyor yani. Faruk mahallesinin kafesinde de Çinli satıcılar ağırlıktaydı dolayısıyla Çin yemekleri ağırlıktaydı. Benim kaldığım Hafsa Mahallesindeki kafede hep Malay yemekler vardı o yüzden biz Türk kızları olarak genellikle bize en yakın kafeyi yani Rukiye Mahallesinin kafesini seçerdik (yakın derken yemek kültürü olarak yani) Neden? Neden? Çünkü satıcıların çoğu Araptı. Ve denize düşen yılana sarılır misali, oracıkta Türk yemekleri bulamayan zavallı bizler Arap yemeklerine başvuruyorduk Shawarma zaten bildiğin Türk döneri. Ama onun dışında ben çoğu Malezya yemeğine de alışmıştım; pek çok deniz ürünü yedim orada. Karidesi çok sevmiştim, bir de eğer yolunuz oraya düşerse mutlaka tomyam yemeği ihmal etmeyin. Noodle tarzı acılı bir yemek, acısına katlanamıyordum ama harika tadı için sonuna kadar yiyordum. Gözlerim kızarıyordu acısından dolayı ama siz öyle dediğime bakmayın ben en ufak bir acıya bile yandım anam diye bağırırım yani. Yine de yemekten vazgeçmedim, Malezya'daki favori yiyeceğimdi. Bir de içecek olarak İngiltere'nin etkisi altında kaldıkları Teh Tarik (sütlü çay) dedikleri bir içecek vardı, kısa zamanda ona da alışmıştım.

Kampüse ilk daha girer girmez Türk gurubumuzu bulmuştuk, hatta kampüsteki ilk gecemde Türk arkadaşlarımla dışarıda, bahçede baklava keyfi bile yaptık (Türkler her yerde :D ) Bu inanılmaz bir olaydı benim için, Türkler olarak hep birbirimize arka çıktık, daha ilk günden bu manzara aile gibi bir şeydi benim için. Orada ikinci bir ailem olmuştu. Farklı bir ülkede olduğunuz zaman (isterseniz en süper yaşam alanına girin) yine de kendi toprağınızdan birini görmek içinize su serpiyor inanın. Ofis bize konaklama yerimizi gösterinceye dek bu Türk arkadaşların kaldığı yurt odasını paylaşmıştık bir günlüğüne. Zaten içlerinden bir-iki tanesi Türkiye'deyken durmadan mesaj atıp durduğum kızlardı, uzun bir yolculuktan dönen arkadaşımla bana sahip çıkmışlardı sağ olsunlar.

Yanımıza Almamız Gerekenler

Yurt dışı yüzü görmüş pek çok insan bir yolcu bavulunda ne olması gerektiğini bilir, ama aynı yolcu öğrenciyse işler değişiyor, hele ki gideceğiniz yer Uluslararası Malezya İslam Üniversitesi'yse... Şimdi prosedürü, durumları vs. değiştirmişler midir bilemiyorum (ve değiştirdiklerini de sanmıyorum açıkçası) ama ben gittiğimde yastık, çarşaf temini vs. sağlamıyorlardı. Bir alış veriş merkezinde kendi ihtiyaçlarımızı karşılamak durumunda kaldık. Ama size tavsiyem, bir öğrenci olarak burada bulunacaksanız eğer, en azından bir yastık kılıfı, çarşaf vs. hazır edin bavulunuzda. Küçük ince bir battaniye de fena olmaz hani. Tamam, gideceğiniz yer sıcak ülke vs. (ben nezle bile oldum orada) ama geceleri hafif soğuk oluyor yine bazen. Üstü açık da kimse uyumak istemez. Size verilen oda tam takır. Tamam, yine tek kişilik güpgüzel bir odam vardı, çalışma masam, yatağım, kitaplığım dolabım ve mantar panom bile vardı. Ama odamda kapı yoktu(!) Ve maalesef çarşaf temini de sağlanmıyordu. Her gün de yüksek sıcaklıklara merhaba diyen bir yer düşünün; odanızda doğal pencereler bile vardı. Yani bu demek istediğim şöyle ki oda duvarları ile tavan arasında boşluklar vardı; bir gram hava eserse iç taraf serinlesin diye. Camilerde de bunu çok gördüm tavanlar ile duvarlar arasında hava boşluğu oluyor, tavanlarda bir de hep pervaneler var ama yine de sıcaklığı pek gideremiyor. Bir de tavan ile duvarlar arasında boşluk olduğu için maalesef odanıza davetsiz misafirler (değişik renkte kertenkeleler, eğer köy evindeyseniz küçük bir timsahı andıran ama ışığı açtığınızda ortadan kaybolan) yaratıklar falan belirebiliyor, zamanla bunlara alışıyorsunuz, ama ben kampüsün tam ortasında dereye benzeyen bulanık suyun içinden aniden beliren komado ejderlerine bir türlü alışamamıştım. İşte şöyle bir şeye benziyorlar: Tık! Yine de onları izlemek (uzaktan izlemek) ilginç ve eğlenceliydi (korkunç eğlenceli). Ve işte altta yer alan bu dereye benzer suyun içinde yaşıyorlar:


Bugün bu kadar yazı yeter bence, yazımı seri yapayım en iyisi, çünkü bu maceralar anlat anlat bitmez. Ama bir şeyi fark ettim ; demek ki yazdıkça hatırlıyorum bazı şeyleri. Neyse bugünlük bu kadar diyeyim inşallah ; daha sonra bu yazımın vol 2'siyle maceraya devam edeceğim inş. Takipte kalmanız dileğimle. :)

2 yorum:

  1. üNİVERSİTE Biteli 23 sene oldu benim
    ben öğrenci olsam her düzeyde(lise-universite) bu değişim programlarına mutlaka başvururdum
    Teşekkürler editör belgesel tadında okudum
    sayenizde yeni bir yer ile ilgili kültürüm arttı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de erasmus u denemediğim için, lisede çok yüzeysel okuduğum için ve geçip giden senelerimi zamanında değerlendiremediğim için çok pişmanım. ama bundan sonrasına bakmak gerek.. teşekkürler, yazımın devamı gelecek inşallah :)

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.